Ana Sayfa Dostlarımız Akülü aracıyla her gün hayvanları besleyen Uğur Avcı, sevgi zinciri oluşturdu!

Akülü aracıyla her gün hayvanları besleyen Uğur Avcı, sevgi zinciri oluşturdu!

1354
uğur avcı

Uğur Avcı, henüz 21 yaşında yardımsever bir genç. Bitlis’in Ahlat ilçesinde yaşıyor fakat yaptıkları tüm dünyayı etkiliyor. Serebral palsi hastalığı ile mücadele eden Avcı, akülü tekerlekli sandalyesinde her gün 40 kilometre yol giderek hayvanları besliyor.

@birpatiahlat hesabından bağış kampanyaları düzenliyor ve hayvanları sahiplendiriyor.

Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik mezunu olan Avcı, sosyal medya hesabından babasının satışını gerçekleştirdiği kahveleri kendi kitlesi ile buluşturup gelirini yine hayvanları beslemek için kulllanıyor.

Avcı, şimdiye kadar 8 farklı bölgeye mama istasyonu kurulumu da yaptırdı. Kendi ulaşamadığı yerlere başka gönüllülerin desteğiyle ulaştı. Kısa sürede büyük bir sevgi zinciri oluşturdu.  

Röportaj: Duygu Kuş

D.K. : Uğur, yaptıklarınla 7’den 70’e herkese örnek oluyorsun. “Hayvanlar benim dostlarım, onların huzurlu olmaları demek, benim mutlu olmam demek” diyorsun. Henüz bu farkındalığın yarısına ulaşamayanlar var. Sen ne zamandır bu konuda bir şey yapma çabası içindesin? 

U. A. : Çocukluk döneminden gelen bir şey bu. Başlarda bahçedeki hayvanlarla zaman geçiriyordum, onları besliyordum. Aslında onların bana değil benim onlara ihtiyacım vardı. Hayattaki sıkıntıları unutmak ve atlatmakta büyük yardımları oldu. Daha sonra bu duygunun güzelliğini keşfedince duyduğum sevgi artarak ilerledi, mahalleye taştı. O zamanlar çocuk harçlığımla kendi imkânımla beslemeler yapıyordum. Mama falan yoktu biriktirdiğimiz paralarla bir şeyler alıp dağıtıyorduk. Daha sonra @birpatiahlat adıyla bir Instagram sayfası açtım ve güzel destekler gelince büyüdü yardımlarımız hatta tüm ilçeye yayıldı.

D. K. : Tekerlekli sandalyende her gün 40 kilometre kadar yol kat edip beslemeler yaptığını biliyorum. Yorulduğun, zorlandığın ve “Artık yapamayacağım” dediğin oldu mu hiç?

U. A. : Hayır, asla pes etmeyi ya da bırakmayı düşünmedim, düşünmüyorum. Evet belki en başında yapmamış olsaydım şu an bir önemi olmazdı benim için çünkü hayvanlar alışmamış olacaktı. Bana ihtiyaçları olmayacaktı ama şu an zaman içinde alışan, yolumu gözleyen birçok can var. En dibe vurduğum anda bile onları bırakmak söz konusu değil ve hatta sırf ‘Ben gidersem ne olur onlara?’ düşüncesi ile tedavim için şehir dışına çıkmam gerekse de çıkmadım. İnsan ailesinden bıkmaz, bırakamaz! Onlardan bıkamam ve ayrılamam, onlar benim için çok önemli. Onlar bana yük değil sadece destekçi, sevgi destekçisi. Aynı zamanda benim evime girip çıkan Husky adında bir köpeğimiz de var, bahçede bakıyoruz bazen eve girip kendini sevdirip geri gidiyor. Bir de Duman var ki .. Tam bir oyuncu hayatıma neşe katıyorlar.

D. K. : Fakat yollar maalesef ki engelsiz insanlar için bile birçok tehlike barındırıyor. Zor olmuyor mu senin için?

U. A. : Doğru, zaten en büyük sıkıntım ulaşım. Akülü aracımın belli bir sınırı ve kapasitesi var. Onun taşıyabileceği kadar mama yüklüyorum. Hatta bir ara iki büyük çantanın az olduğunu düşünüp pazar arabasıyla gezmeye başlamıştım. Bu uğurda uygun olmayan kaldırımlar ve rampalar yüzünden iki akülü aracımı feda ettim. Hasar görüp kullanılmaz hale geldiler ama ulaşabildiğim yerlere kendim gittim, ulaşamadığım yerlere ise gönüllüler sayesinde yetiştim.

Ben onlara mama verdim onlar canları doyurdu. Böyle minik bir sevgi zincirimiz var. Bazen de aracı ile destek olmak isteyen gönüllüler olduğunda onlarla birlikte çok daha uzak mesafelere gidiyoruz. Mesela hafta sonları bana destek olan bir ağabeyimiz var. Onunla birlikte bir gün sekiz farklı bölgeye kurduğumuz mama istasyonlarını dolaşarak dolumunu yapıyoruz. Acil durumlarda da yine aracıyla destek oluyor.

‘Başka işin mi yok…’

D. K. : Destek verenler kadar bu durumdan rahatsız olanlar da olmuştur diye düşünüyorum. Kapının önündeki kediyi besleme konusunda bile birçok tartışma çıkıyor apartmanlarda çünkü…

U. A. : İyiler ve kötüler her zaman varlar ve öyle de olmaya devam edecekler. O yüzden herkes bir gün melek olacak diye hayalperest bir düşüncem yok. Ama bundan birkaç yıl önce bizim evimizde hayvan var diye gelmeyen, görüşmek istemeyen akrabalar şu an hayvan besler oldular. Sokakta besleme yaparken ‘Başka işin mi yok, yazık sen yorma kendini’ diyenler veya en komiği “Vah vah hiçbir şey yapamıyor garibim kafayı hayvanlarla bozmuş’ diyenler de vardı. Ama şimdi zamanında bana kızan esnaf, kapısının önüne mama ve su koymaya başlayıp aynı zamanda da kulübe yaptırmaya başladı. Önceden bana kızanlar şimdi ‘Helal olsun’ diyor.

D. K. : Nasıl bir duygu peki değişime öncülük etmek?

U. A. : Aslında ben bunu yaparken kimseden bir beklenti içine girmedim. Amacım hiçbir zaman takdir edilmek olmadı. Aksine bu durum benim alışkanlığım değil de artık sorumluluğum oldu. Özellikle kışın dışarı çıkmak çok daha zor, çoğu zaman imkânsız oluyor. O zamanlar çok huzursuz oluyorum ama yapacak bir şey yok. Bazen yetişemiyor ve yetemiyorum. Özellikle çocuklar çok mutlu ediyor beni. Yetişkinlerden ziyade çocuklardan bu konuda bir heves ve destek görmek ayrı bir mutluluk veriyor.

D. K. : Ailen ne diyor bu konuda?

U. A. : Ailem en büyük destekçilerim zaten. Kimse yanımda yokken en başından beri onlar vardı. Buna rağmen bazen onlar bile hayvan dostlarımla ilgilendiğim kadar kendime zaman ayırmadığım için kızmıyor değiller.

Uğur Avcı’nın gelirini hayvan beslemek için
kullandığı el yapımı ürünler…

D. K. :  Besleme yapmadığın zamanlarda neler yapıyorsun?

U. A. : Tüm bunların dışında lisanslı sporcuyum okçuluk dalında. 2019 yılında gerçekleşen yarışmada ikincilik ödülü aldım. Hobi olarak yaptığım okçuluk zamanla profesyonel bir meraka dönüştü hayatımda. Birçok dernekte gönüllü olarak faaliyetlerim var. Haluk Levent’in kurmuş olduğu AHBAP platformunun Bitlis şubesinde Çevre Grubu Başkanlığı yapıyorum. Günlük olarak evde geri dönüşüm malzemeleri ile kendi yaptığım ürünleri satıp gelirini hayvanlara mama almak için kullanıyorum. Aynı zamanda kendi Instagram hesabım üzerinden kahve satışı yapıyorum. Babamın mesleğine de göz diktim diyebilirim hayvanlar için, her şey onlar için aslında.

‘Sevmeseler de zarar veremezler!’

D. K. : Peki, bundan sonrası için hayalin nedir Uğur? Neler yapmak ya da neler değişsin istersin?

U. A. : Engelliler için daha eşit şartlar yaratılırsa güzel olur. Bu durum göz ardı ediliyor ve ulaşım konusunda ötekileştirilmek diğer insanlar için de oldukça rahatsız edici. Onun dışında tüm canlıların barış içinde huzurla yaşadığını görsem bana yeter. Hayvan Hakları Yasası’nın bir an önce çıkıp onaylanmasını bekliyorum. Bu herkes için çok öncelikli bir durum olmalı.

Çünkü hayvan hakları YAŞATIR! Söylenebilecek çok şey var ama en temelde sevmeyi ve paylaşmayı bilmeliyiz. Herkesin evinden çıkan yemek artığı bir cana nefes olabilir. Çöpe atmak yerine bir kaba bırakıp bir kap da su koyarak o dostumuzun gözlerinin içine bakıp onun o mutluluğunu seyretmek içinizi ısıtacaktır. İşte o zaman benim de neden bu kadar uğraştığımı daha iyi anlayacaklar. Bu mükemmel duyguyu herkesin tatmasını çok isterim. Hayvanları sevmiyor da olabilir bazı insanlar ama zarar veremezler. Onların da birer can olduğunu unutmamalılar, aynı yaratıcıdan geliyoruz.