Ana Sayfa Kültür Sanat Bir makine, öğrenirse rüya görebilir mi?

Bir makine, öğrenirse rüya görebilir mi?

1473
refik anadol

Yeni medya sanatçısı ve yönetmen Refik Anadol’un İstanbul’da gerçekleşen en büyük kişisel sergisi “Makine Hatıraları: Uzay”, Pilevneli Gallery’de 25 Nisan tarihine kadar devam edecek. “Bir makine, öğrenirse rüya görebilir mi?” sorusunun peşinden gidip yıllarca NASA destekli araştırmalar yapan Anadol, sorunun cevabını sergisinde veriyor.

Yazar: Duygu Kuş

Yaratıcılık, insan ve makine zekasının iş birliğinden doğan yeni medya sanatçısı ve yönetmen Refik Anadol’un “Makine Hatıraları: Uzay” adlı sergisi uzun zamandır bekleniyordu. Sanatçının İstanbul’daki en kapsamlı sergisi nihayet 19 Mart’ta sanatseverlerle buluştu. 25 Nisan’a kadar devam edecek sergiyi görmek için her gün kapıda kaç saat sıra beklediklerini ancak buna değdiğini dile getiren yorumlarla karşılaşıyorum. (Üstelik kapı önü sanat sohbeti de şahane) Ben de sıkı bir Refik Anadol takipçisi olarak açılışın ardından hemen kendimi Pilevneli Gallery’de buldum.

Beş yıl boyunca “Bir makine, öğrenirse rüya görebilir mi?” sorusunun peşinden gidip NASA destekli araştırmalarının sonucunda bu sergisini oluşturan Anadol, uzay teleskopları tarafından kaydedilen 2 milyondan fazla görüntüden oluşan eserleriyle şimdiye kadar ki en büyük uzay temalı veri kümesinden oluşan görsel şöleni gözler önüne seriyor.

‘Hayatı, uzaya dair soruları olan bir bilimkurgu sever gibi yaşıyorum” diyen Refik Anadol, İstanbul Bilgi Üniversitesi Fotoğraf ve Video lisans bölümünden yüksek onur derecesiyle mezun olmuş. Şu anda Los Angeles’ta yaşamını sürdürmeye devam eden Anadol, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Görsel İletişim Tasarımı alanında ve Kaliforniya Üniversitesi’nde (UCLA) Medya Sanatları bölümünde
yüksek lisans yapmış. Henüz 36 yaşında…

Anadol, sergisinde, üç teleskobun ham verilerinden yapay zekadan geçtikten sonra resimlere, heykellere dönüşmesini ve izleyiciyi de o deneyime dahil ederek mekân ve insanı entegre eden bir deneyim sağlamayı hedefliyor. Kendini o serginin bir parçası olarak hissetmek inanılmaz bir keyif sağlıyor. Akışta olan görsellerin sizi o hikâyeye çekmesi de cabası.

Pilevneli Gallery’e ne zaman ve nasıl gidilir?

Her gün 10:00- 18:00 saatleri arasında sergiyi gezebilirsiniz. Giriş sırasında çok vakit kaybetmek istemiyorsanız öğleden sonra gitmeyi tercih edebilirsiniz. Beyoğlu Dolapdere’de olan Pilevneli Gallery’e Taksim Meydanı’ndan yürüyerek 10 dakikada ulaşabilirsiniz. Girişi ücretsiz olan bu sergiye sadece galoş ücreti ödemeniz gerekiyor. Yanınızda getirirseniz o ücreti de ödemeyebilirsiniz.

Teleskopların hatırları ve yapay zeka sineması

Sergi, “Hatıralar” ve “Düşler” başlıklı, birbiriyle ilişkili iki bölümden oluşuyor. Serginin ilk bölümü “Hatıralar”, Anadol’un yapay zeka yardımıyla uzayla ilgili henüz yorumlanmamış, ham görsel verileri topladığı ve onları pigmentlere dönüştürdüğü bir dizi dinamik veri tablosu sunuyor. Şimdiye kadar bir sanat eserinde kullanılan en büyük uzay temalı veri kümesi olan iki milyondan fazla görüntüden yararlanıyor. Astronomide bugüne kadar kullanılan en gelişmiş teleskopların ‘hatıraları’ olarak da ele alınabilecek görsellerden oluşan bölümde, seyircinin ham verilerle etkileşime girmesine olanak tanıyan bir enstalasyon (olaya dahil olma, deneyimleme) eserleri ortaya çıkaran araçların işlevselliğini gözler önüne seriyor. Böylelikle evreni hayal etme etme hissimiz, yalnızca soyut imgelerle değil, somut delilleri aracılığıyla da destekleniyor.

İkinci bölüm, “Düşler”, üç boyutlu veri heykelleri ve 15 dakikalık, mekanla bütünleşmiş bir yapay zeka sineması deneyiminden oluşuyor. 3D baskı teknikleriyle oluşturulan veri heykelleri Hubble, ISS ve Mars teleskoplarının görsel hatıralarından esinlenen manzaraları temsil ediyor ve hem dünyanın hem de diğer gök cisimlerinin topografik (suni cisim yüzeyi) oluşan veri noktaları arasındaki ağların akışlarını bir perspektiften sergiliyor. Verilere hikâye anlatmak, Anadol’un ilk sergisinden bu yana işlerinin temelini oluşturuyor. “Düşler” bölümünün sinematik kısmı olan “Makine Hatıraları v.2” başlıklı eserde bu tema, izleyiciyi 15 dakika boyunca bir makinenin zihnine adım atmaya davet eden sürükleyici bir yapay zeka hikâyesi şeklinde inceleniyor.

Her katın aslında farklı farklı hikâyesi var fakat hepsinin ortak noktası 3 teleskobun ham verilerinin yapay zekadan geçtikten sonra resimlere, heykellere ve izleyiciyi kapsayan mekânlara dönüşmesi…

Anadol’un vizyonundan özellikle etkilenme nedenim tamamen kendine has tarzı ve keşfetmeye açık oluşu ile benim gibi birçok gence örnek oluyor olması. Gain’de verdiği röportajda “Tarihte bir kişinin anılarını hikâyeleştirme şansınız olsaydı, kimi seçerdiniz?” sorusuna verdiği cevapla aslında onun vizyonunu anlamak mümkün: “Sanırım o kişi Einstein olurdu, çünkü o insanlığın şu anda bulmaya yakınlaştığı kuantum fiziğinden biraz daha öncesini, ön görüleri yüksek o insanın hayatının hikâyelerini öne çıkarmak isterdim. O da çok zor zamanlardan geçmişti. Galiba Nobel Ödülü almış birçok insanın hayatını hikâyeleştirmek çok anlamlı olabilirdi.”

Rüyanın parçası olmak…

Sanatını deneyimleyen insanlara vermek istediği mesaj: “Derine inmek isteyen herkes için bu sergide her şey açık. Yeni sorular sordurabilmek ve ilham olabilmek için bilim ve sanatı bir araya getirmek istedim.”

Umut ve deneyimi şu zor günlerde tekrar hatırlatmak benim için oldukça mutluluk verici. Çünkü buradaki deneyim aslında geleceği hatırlamak gibi bir deneyim, benim gibi bilim kurgu severlerin özellikle dikkatini çeken bu sergi bize Star Wars evrenini hatırlatırmışçasına bir haz sağlıyor. Bu inanılmaz bir his. Gelecekten ilham alan, kreatif düşünmek için beyni uyaracak bu deneyimin asıl sorusunun cevabına gelelim… Makineler rüya görebiliyor mu?

Aslında buradaki makinelerin rüyasından kasıt, tamamen deneyimi kullanıcıların da yaşaması. Duvarda sabit bir şablon yok, sürekli bir akışın içerisindeyiz ve bu yüzden biz de aslında o “rüya”nın bir parçası oluyoruz. Burada da Anadol bizi şaşırtıyor. Bizi, o makinelerin gösterdiği hikâyeye bir konuk oyuncu gibi dahil ediyor.

İmkânınız var ise Anadol’un bu mekanik evrenine muhakkak uğrayın, sizlere farklı bir deneyim ve bakış açısı kazandıracağından emin olabilirsiniz.