Ana Sayfa Sağlıklı Yaşam Doğaya borçluyuz!

Doğaya borçluyuz!

123
Sevda Yılmaz
Geleceğe borçluyuz

Doğuyoruz, okula gidiyoruz, okulu bitiriyoruz, işe giriyoruz, çalışıyoruz, evleniyoruz, çocuk sahibi oluyoruz, çocukları büyütüyoruz, onları okula gönderip iş sahibi olmasını sağlıyoruz, evlendiriyoruz, çocuk sahibi olmasını bekliyoruz… Bu döngü bir çoğumuz için aynı sıralamada akarken aralara şanslıysak, istekliysek ve üşenmiyorsak 3 – 5 hobi, birkaç tatil, birkaç güzel gün serpiştiriyoruz.

Hepimizin öğrendiği, bildiği bir şey varsa o da dünyaya bir iz bırakma çabasında olduğumuzdur. Bunu bazen bir kitap yazarak, bazen bir yapı inşa ederek yapabiliyoruz. Bazen de seçtiğimiz yol dünyaya çocuk getirmek oluyor. Gönül isterdi ki herkesin bu konuda sorumluluk bilincine, ebeveynlik duygularına bakılsa… Bakılmalı mıydı? Kesinlikle evet.

Kaynaklar hızla tükeniyor. Dünyaya getirdiğimiz çocukların bugününü ve yarınını düşünmeliyiz. Bizim kullandığımız kaynakların, denizlerin, göllerin, ormanların, sahillerin, sokakların, tarihi yapıların zevkini yaşamaya onların da hakkı var. Bunu en çok ebeveynlerin koruması, kollaması gerekiyor.

Şu klişeleri geçelim: Sadece ben ne yapabilirim? Sadece biz mi yapıyoruz? İnsanlık tarihi canı bir şey yapmak istemeyenlerin bahaneleriyle dolu.

Parayla satın alınabilecek şeylerin önemini yitirdiğini anlamamız gerekiyor.

Şunları değerlendiriyor muyuz peki?

Tüketim çılgınlığı her yerde! Eşya dolusu evler -balkona taşarcasına doldurulan kutular-, depolanan yedek eşyalar, giyilmeyen kıyafetler, kullanılan parfümler, spreyler vb. bu liste çooook uzun.

Fazlaca bağımlı, üretime katılmayan ve sürekli çoğalan bir insanlık söz konusu.

Sadece tekstil ürünlerini ele alırsak, istifleme alışkanlığımız, kıtlık bilincimiz, sahip olma, yer edinme ve gösteriş arzumuz, korkarak yaşamamız bizi eşyalara bağımlı kılıyor…

Sadece bir tek kot pantolon üretimi için yaklaşık 7600 litre su harcanıyor. Bu bir insanın ortalama 5-6 yılda tükettiği su oranına denk geliyor.

Bir tişört üretmek için yaklaşık 2720 litre su harcanıyor. Bu da bir insanın ortalama 2-4 yılda tükettiği su oranı.

Peki, dünyadaki musluk sularında %85 oranında plastik bulunması bizim için işlerin çok da iyi gitmediğini göstermiyor mu? Bizi geçiyorum bir şekilde bu yazıyı okuyan neslin belirli bir yaşta olduğunu düşünerek…

Her gün araştırmalar yapılıyor, Türkiye’nin bu gidişle 2030 yılında elinde bulunan kaynaklar ile çok zor günler yaşayacağı söyleniyor.

Aldığımız kıyafetleri mantıklı ve tüketebilecek şekilde seçmek,

Evimizin, iş yerimizin atıkları konusunda duyarlı olmak, geri dönüşüme yönelik ayrım yapmak,

Aşırı plastik ürünler kullanmamak,

Su konusunda daha hassas olmak,

Denizlere, göllere, sokaklara vb. yerlere plastik poşetleri, su şişelerimizi atmamak,

Kullandığımız alanları, sahilleri, ormanları izmarit bahçesi yapmamak,

Bunlar en basit şekilde, hepimizin yapabilecekleri…

Maalesef, bunları 21. yüzyılda söylemek, uyarmak, medeniyetin getirdiği bu noktada halen tartışıyor olmak çok üzücü…

Fakat bunları da yapamayacaksak çoğalmanın anlamı yok.

Daha stresli, daha zor, daha ürkütücü bir yaşamı kimse hak etmiyor.

Diğer yandan bunu kimseye olmasa da bize bir yaşam veren doğaya ve onun geleceğine borçluyuz!

E-posta: sy@news4mind.com