Ana Sayfa Sağlıklı Yaşam Fibromiyalji Sendromu, Bağışıklık Sistemi ile Bağlantılı Olabilir!

Fibromiyalji Sendromu, Bağışıklık Sistemi ile Bağlantılı Olabilir!

273
fibromiyalji

Fibromiyalji (FM) veya Fibromiyalji Sendromu (FMS), özellikle sırt, boyun, omuzlar ve kalçalarda belirgin olmak üzere yaygın kas eklem ağrısı, yorgunluk, sabah tutukluğu ile karakterize kronik bir hastalık. Her yaşta ve her iki cinste görülebilmekle birlikte en sık 30-60 yaşlar arasında ve kadınlarda erkeklerden daha fazla görülüyor. Tüm dünyada toplumun yaklaşık %2’sinde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkan bu hastalık için yeni bir tedavi olasılığı doğdu.

Fibromiyaljinin en yaygın semptomları ağrı ve motor kontrol ile ilgili sorunları içerdiğinden, yaygın görüş, sinir sistemindeki işlev bozukluğunun hastalığa neden olduğudur. Yaygın ağrıya, uyku sorunlarına, yorgunluğa ve duygusal sıkıntıya neden olan kronik bir durum olan fibromiyalji için şu anda etkili bir tedavi yok. Ancak semptomları hafifletmeye yönelik tedaviler genellikle ağrı kesici ilaçlar, antidepresanlar ve fiziksel aktivite düzeylerini artırma ile uyku alışkanlıklarını iyileştirme gibi yaşam tarzı değişikliklerini içeriyor.

Sinir sistemi ile etkileşime giren antikorlardan kaynaklanabilir

Geçmişte yapılan bazı araştırmalar bağışıklık sistemi ile bağlantılı olduğunu ima etmesine rağmen, altta yatan neden her zaman bir sır olarak kaldı. Ancak The Journal of Clinical Investigation’da 1 Temmuz Perşembe günü yayınlanan bir araştırma, hastalığın aslında sinir sistemi ile etkileşime giren antikorlardan kaynaklanabileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar, Fibromiyaljiye neyin neden olduğundan tam olarak emin olmasa da, bağışıklık sisteminin sorumlu olabileceğine dair bazı ipuçları var.

Araştırmacılar farelere Fibromiyalji hastalarından alınan antikorları enjekte ettiklerinde, hayvanlar hastalığın semptomlarını geliştirdiler ve bu da hastalığın sinir sistemi tarafından değil, bağışıklık sistemi tarafından kontrol edilebileceğini düşündürdü. Andersson ve meslektaşları, Birleşik Krallık ve İsveç’teki 44 Fibromiyalji hastasından antikor örnekleri aldı ve ardından bu antikorları farelere enjekte etti. Bu fareler, sağlıklı kontrollerden antikor alan farelere kıyasla ağrıya ve soğuğa daha duyarlı hale geldi. Ve Fibromiyalji tanılı hastalardan antikor alan fareler sadece duyusal sorunlar geliştirmedi. Ayrıca, azalmış kavrama gücü, azalmış lokomotor aktivite ve ciltte azalmış sinir lifi yoğunluğu dahil olmak üzere Fibromiyalji’nin diğer ayırt edici özelliklerini geliştirdiler. Farelerin semptomları, hayvanların insan antikorlarını sistemlerinden temizledikten sonra 2-3 hafta içinde tamamen düzeldi. Bu, kan dolaşımındaki antikor seviyelerini seçici olarak azaltan tedavilerin etkili olabileceğini düşündürdü.

“Yeni bir tedavi olasılığı olağanüstü olur”

Karolinska Enstitüsü’nden ortak yazar Camilla Svensson bir basın açıklamasında “Bir sonraki adım, semptomu tetikleyen antikorların hangi faktörlere bağlı olduğunu belirlemek olacak” dedi. “Bu bize sadece Fibromiyalji için yeni tedavi stratejileri geliştirmemiz açısından değil, aynı zamanda bugün eksik olan kan bazlı teşhis testleri açısından da yardımcı olacak” diye ekledi.

Fibromyalgia Action UK Başkanı Des Quinn, The Guardian’a araştırmacıların Fibromiyalji’nin bir otoimmün hastalık olup olmadığını tartıştığını ve bu çalışmanın sonuçlarının bu tartışmaya katkıda bulunduğunu söyledi. “Bu sonuçlar çoğaltılabilir ve genişletilebilirse, Fibromiyaljili insanlar için yeni bir tedavi olasılığı olağanüstü olurdu. Ancak, sonuçların evrensel olarak uygulanabilmesi için sonuçların daha fazla onaylanması ve araştırılması gerekiyor” dedi.