Ana Sayfa Ekonomi Gıda Güvenliği ve Blockchain!

Gıda Güvenliği ve Blockchain!

304
gıda güvenliği

Yediğimiz yiyecekler, ruh ve beden sağlığımızı, düşünme tarzımızı önemli ölçüde etkiliyor. Hatta bu durumun ne kadar önemli olduğu şu çarpıcı sözle ifade edilir: ne yersen o’sun. Kimyasal yersen kimyasalsın, gdo’lu yersen gdo’lusun organik yersen organiksin… Peki yediğimiz yiyeceklerin güvenliğinden ve temizliğinden nasıl emin olacağız. Mars’ta koloni kurma derecesine gelmiş teknolojik ilerlemelerin buna bir çözümü yok mu? Son zamanlarda kripto paralarla adını daha sık duyduğumuz Blockchain teknolojisinin bu duruma bir çözüm önerisi var. Gelin bunun “Nasıl?”ını konuşalım…

Öncelikle gıdalarımız nasıl kirlendi bunu anlatarak başlayalım. Tarihsel süreç içerisinde bazı olaylar vardır ki milat olarak kabul edilir. Mesela Kopernik ve Gelileo’nun söyledikleri evreni anlamamız açısından bir milattır. Düşünce akımlarının gelişmesi için Fransız ihtilali bir milattır. İşte hem sosyal hem ekonomik hayatımızı etkileyen bir devrim vardır ki tarihi bıçak sırtı gibi ikiye böler. Bu olay hepimizin bildiği sanayi devrimidir. Şimdi “Sanayi devrimi ile yiyeceklerimizin temizliğinin ne alakası var?” diye düşünebilirsiniz. Şöyle izah edeyim: Sanayi devrimi işletmelerin yapısında önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Üretim küçük atölyeler yerine metrekarelerce büyük fabrikalarda yapılmaya başlamıştır. Usta-kalfa-çırak ilişkisi yerini patron-işçi ilişkisine bırakmıştır. Üretim yapılan yer büyüyünce çalışan sayısı da artmıştır. Köyden kente göç başlamıştır ve insanlar köydeki işlerini bırakıp şehirde fabrikalarda çalışamaya gitmiştir (o dönemde insanların neden köydeki işlerini bırakıp şehirdeki fabrikalara gittikleri apayrı bir yazı konusudur) ve nüfus hızla artmıştır. Şimdi durumu özetleyecek olursak, artan nüfus sayısı, köyden kente göç ve bunun neticesinde köyde çiftçilikle uğraşanların ciddi oranda azalması şu problemi doğurmuştur: “Bu insanlar nasıl doyurulacak?” Çünkü insanlar topraklarını bırakıp fabrikalarda işe başlamış tarımsal ürün üretimine katkıda bulunmadıkları gibi meslekleri gereği tüketen konumundadırlar. Ortada ciddi oranda bir arz-talep dengesizliği ortaya çıkmıştır. O tarihlerde yaşamış ünlü nüfus bilimci Robert Malthus tarihe geçecek şu sözü söylemiştir: “Dünyadaki nüfus geometrik dizi şeklinde artmaktayken (2, 4, 8, 16, 32, 64, …) besin maddeleri ise aritmetik dizi şeklinde artmaktadır (2, 4, 6, 8, 10, 12, …). Bu durum ileride insanlara yetecek kadar besinin kalmamasına ve bazı bireylerin ölümüne sebep olacaktır.” Çizilen senaryo son derece olumsuzudur. Peki ne olmuştur. Bu problem nasıl giderilmiştir?

Gıdanın ömrü uzatıldı, nüfus arttı!

Sanayi devriminin bir sonucu olan gıda problemi yine sanayi devriminin dinamikleriyle çözülmüştür. Tarıma makine ve kimyasal girdi…. Tarım alanlarında kullanılan kimyasal girdilerle birim alanda elde edilen verim arttı. Artık tarımla uğraşan az çiftçi olsa bile kimyasal girdilerle birlikte çok fazla tarımsal ürün üretebilir hale geldi. Böylelikle gıda ürünleri şehirlerdeki nüfusa büyük ölçüde yetti. Senaryo Malthus’un söylediği kadar kötü olmadı. Şehirlerde yeterli gıda maddesi bulan nüfus, sanayi devriminin gelişmesiyle daha da arttı. Artan nüfusu doyurmak için daha fazla kimyasal ve ürünün raf ömrünü uzatacak girdiler kullanıldı ve nüfus daha da arttı.

Yeni yöntemler ve ‘güven’ problemi

Tabii ki de bunun maliyeti de oldu. Kullanılan gübreler toprağı çoraklaştırdı. İnsanoğlu bunu önemsemedi. Kullanılan girdiler suları kirletti. İnsanoğlu bunu da önemsemedi. Bitki ve hayvan sağlığı olumsuz etkilendi. İnsanoğlu bunu da önemsemedi. Taa ki kullanılan kimyasal girdiler kanser hastalığına sebep olup kansere bağlı ölümler artana kadar… İnsanlık uyanıp doğaya ve insan sağlığına zarar vermeyen yeni yöntem arayışına girdi. Bu talep doğrultusunda üreticiler organik tarım, ekolojik tarım ve doğal tarım gibi kavramlarla tanımlanan tarım yöntemlerini uygulamaya başladı. Yapılan araştırmalar, tüketicilerin uygulanan tarım yöntemine ve ürünlerin organik olduğuna güvenmedikleri için bu ürünleri satın almadıklarını gösteriyor. Ortaya güven problemi çıkıyor. Peki bu “güven” problemini nasıl aşabiliriz.

Son zamanlarda kimilerinin çok zengin olduğu kimilerinin büyük paralar kaybettiği kripto paraların arkasında yatan Blockchain (blokzincir) teknolojisi bu güven problemine bir çözüm sunuyor. Blockchain teknolojisinin sahip olduğu merkezi bir yapıya ihtiyaç duymadan verilerin dağıtık yapıda olması, değiştirilemez olması, güvenli, açık ve şeffaf olması gibi özellikleri nedeniyle güven problemini çözmede önemli bir yenilik vaat ediyor. Hatta bütün bunları muadillerine göre çok hızlı ve düşük bir ücret karşılığında yapmayı da vaatlerine ekliyor. Blockchain bize ürünlerin izlenebilirliğini mümkün kılıyor. İzlenebilirlik güvenliğin en önemli boyutudur. Tüm tarafların, üretici, tedarikçi, taşıyıcı ve perakendecinin ortak bir platform üzerinden girdikleri veriler sayesinde o ürün hakkında zincirlenmiş halde bloklar oluşur. Tüketici satın almak istediği ürünün üzerindeki QR kodu okutarak o ürünün kim tarafından üretildiğini, üretiminde hangi kimyasalların kullanıldığı, hangi koşullarda taşındığı gibi ürün hakkında her şeyi öğrenir. Örneğin; 0 derece soğuk zincirde taşınması gereken bir gıda ürününün taşıma sırasındaki meydana gelen ısı değişikliği Blockchain’e kaydedilir ve bu veri ne taşıyan ne de marka tarafından değiştirilemez. Bir ürün satın alırken genellikle etiketine bakarız o etiketin üzerinde ürün hakkında bütün bilgiler vardır. Ancak bu bilgilerin doğruluğunu Blockchain teknolojisi ile öğrenebiliriz. Markalar bu sayede etiketler üzerinde iddia ettiği bilgilerin doğruluğunu kanıtlamış olur. Böylelikle tüketici-marka arasında güven ilişkisi sağlanmış olur.

Bitcoin’in arkasındaki teknoloji

Sonuç olarak Blockchain’in ne kadar büyük bir teknoloji olduğunu göstermek için projelendirilen Bitcoin’in mevcut durumu arkasındaki teknolojiyi gölgede bıraktı. Blockchain teknolojisi, kişiler arası para transferinden soframıza gelen gıdaların izlenebilirliğine kadar birçok alanda yenilik getiriyor. Bu teknolojinin anlaşılması, geleceği okumak adına büyük önem taşıyor. Gıda sağlığı, toplumun sağlığını ilgilendiren çok ciddi bir mesele. Sosyal medya sayesinde öğrenilen gıda skandalları tüketicilerin güvenini zedeliyor ve şüpheci davranmasına sebep oluyor. Bu konuda ürünlerinin izlenebilirliği ile Blockchain teknolojisini kullanan işletmeler hem müşterilerin güvenini kazanacaklar hem de rakiplerinden farklılaşarak rekabet avantajı elde edeceklerdir.