Ana Sayfa Yaşam Lezzet + enerji + sağlık = Meyveler

Lezzet + enerji + sağlık = Meyveler

36
meyve

İnsanoğlu için ne güzel hediyedir meyveler. Ekşisi, tatlısı; yeşili, kan kırmızısı ile büyülü bir atmosferdir meyvelerin dünyası. Bugün onları daha yakından tanımak, kokularını daha iyi içimize çekmek için bahçelerde güzel bir gezintiye ne dersiniz?

Dallardaki vitamin zengini lezzetler

Havalar biraz ısındığında tezgâhlarda “Kırmızı kırmızı çilekler” peydahlanır hemencecik. Hem de daha portakala, ayvaya “Elveda” diyemeden. Çilekler her ne kadar seralardan geliyorsa da sıcak günlerin en cana yakın müjdecisidir onlar. Fosforun yanı sıra, kalsiyum, silisyum, gibi minerallerle K, B, E ve C vitaminlerinin sahibi bu güzel meyvenin sağlık ve güzellik açısından önem taşıdığını biliyor muyduk?

Sanki çileğe duyduğumuz ilgiden rahatsız gibi hemen dudağımıza boya, kulağımıza küpe olur “Kirazlar”. Kim idrar söktürecek, böbrekleri temizleyecek, sinirleri kuvvetlendirecekti kiraz olmasaydı? Ya karaciğer şişkinliğine ve damar sertliğine de fayda sağlamasına ne demeli?. Çünkü demir, çinko, kalsiyum gibi mineral maddelerle A, B ve C vitaminleri de kirazın ekstra özelliklerinden.

Ya meyvelerin şefi “Şeftaliye” ne demeli. Çilek ve kirazla kapışmamak için mi seçti acaba Ağustos sıcağını?

Sebebi ne olursa olsun tadına doyum olmuyor bol sulu, mis kokulu “Bursa’nın Yarma Şeftalisinin”. Mis kokulu olması zaten gayet normal. Çünkü “Güller ailesinden” alıyormuş kökenini. En büyük faydası da bağırsaklarda yumuşaklık ve rahatlık vermesi. Tabii, hazmı kolaylaştırması, ağız kokusunu alması da onun diğer meziyetlerinden.

Meyvelerin dünyasında şimdi başka bir bahçedesiniz “Salkım salkım lezzet” topluyorsunuz yeşillikler arasından. Sadece lezzet mi ki A, B, E vitaminlerini ve meyve şekerleri ile gelen bol enerjiyi de topluyor vücudumuz üzümlerle. Ayrıca karaciğeri güçlendirirken, kan yapan, cilde güzellik veren tılsımlı bir güç yayılır salkımların tanelerinden.

Bu harikulade gezintide başım döndü doğrusu. Biz kime “Eylül’de gel” demiştik diye düşünürken, yumuş yumuş bir torbacık doluveriyor avucumuza. Hani dutgiller ailesinden, kabızlığı ve mide tembelliğini gideren; enerji veren, bronşları yumuşatan, yaz mevsiminin tatlı “Yemişi”. Açıp bakıyorsunuz, içinde mini mini binlerce çekirdek. Adını da “İncir” koymuşlar. Denemedik ama incir lapası yanık ağrılarını kesiyor, incir dallarından damlayan sütü de nasır ve siğillere iyi geliyormuş.

Kavun, karpuz olmadan yaz geçer mi?

Şimdi de dallardan inip biraz toprağa göz atalım mı dersiniz? Bence pişman olmayız. Çünkü toprakta normal meyvelerden çok daha büyük, sıcak yaz günlerinin serinleticileri “Mütevazı ama muhteşem ikilisini” göreceğiz. Suyu ve şekeri en sağlıklı şekilde kabuklarına bizim için hapsetmiş, hafif akşam yemeklerinin vazgeçilmez meyveleridir bunlar: “Kavun, karpuz, peynir”. Hay aksi peynir de nerden çıktı, meyve mi ki peynir? Tabii ki değil, ama dil alışkanlığı işte. Yaz olur da, kavun karpuz yenir de yanında peynir olmaz mı? Bir yandan hafif tatlı meyve şekerlerinden alınan enerji, diğer yandan ter ile kaybedilen suyun ve tuzun en uygun telafisi. Daha ne istenilebilir ki, lezzet ve sağlık bir arada.

Ve gezimiz burada bitiyor işte. Ancak geride harikulade güzellikler ve hiç değişmeyen bir denklem kalıyor: “Lezzet + enerji + sağlık = Meyveler”