Ana Sayfa Ekonomi Merhabalardan bir demet…

Merhabalardan bir demet…

462

İlk yazımda sizlere çok sevdiğim ve saygı duyduğum Ferhan Şensoy’un “Varsayalım İsmail” dizisindeki repliği ile merhaba demek istedim. Bir tiyatro duayeninin sözüyle açılış yapmamdan dolayı bu köşe yazısının kültür ve sanat hakkında olacağını düşünebilirsiniz ama benim yazılarım daha çok pazarlama, satış ve tüketici davranışları üzerine olacak.

En kısa haliyle, tüketicilerin satın alma alışkanlığını, yani hepimizin davranışını anlatacağım. Bu köşe yazılarında kendinizden çok şey bulacağınızı düşünüyorum çünkü hepimiz profesyonel bir tüketiciyiz. Üretilen ürünleri, hizmetleri, dizileri, filmleri hatta insanları bile fütursuzca ve hunharca tüketiyoruz. Bu dünya tüketim fetişine doğru ilerliyor ve bunu fırsat bilen markalar bizi mesaj bombardımanına tutuyorlar. Peki markaların üzerimize yağdırdığı mesajlardan kaç tanesi aklımızda kalıyor ve kaç tanesi tüketimimize etki ediyor?

Derslerimde öğrencilerime “En sevdiğiniz araba hangisidir?” diye sorduğumda kendi zevklerine göre Ferrari, Audi, BMW gibi cevaplar alıyorum. Aynı öğrencilere “En güvenli araba hangisidir?” diye sorduğumda hepsinin ortak cevabı “Volvo” oluyor. En sevilen araba ile en güvenilen araba arasındaki fark nereden geliyor? “Güven” kelimesi ile “Volvo” neden eş anlamlı olarak kullanılıyor? Volvo’nun güvenli olduğu bizim düşüncemiz mi, yoksa markanın iletişimde kullandığı araçlarla mı bizde böyle bir algı oluştu?

Atını çok seven bir padişah varmış. Öyle çok severmiş ki “Kim bana atın öldüğünü söylerse onun kellesini vururum” demiş. Olay bu ya padişahın atı da bir gün ölmüş. Herkes telaşlı ve korku içinde bunu padişaha nasıl söyleyeceğini düşünmeye başlamış. Nihayet içlerinden birisi “Ben bunu söylerim padişaha” demiş.

Padişahın huzuruna çıkıp,

“Hünkarım sizin at günlerden beri yem yemiyor”

“Eeee” demiş padişah,

“Su da içmiyor…”

“Eeee”

“Uzanmış yatıyor…”

“Eeeee”

“Nefes de almıyor”

Padişah “Öldü desene be adam” diye gürleyince

“Valla ben demedim siz dediniz” demiş adam.

Markalar da tüketicinin zihninde yer edinebilmek için aynen böyle davranır. Markanın tüketicinin zihninde edineceği konum tüketicinin inisiyatifine bırakılmayacak kadar önemlidir. Markalar mesaj bombardımanı, reklam, slogan, amblem ve logoyla bizi yönlendirir. Sonuç olarak bize en güvenli araba sorulduğunda ağzımızdan “Volvo” çıkıverir.

Markanın tepkisi de “Valla ben demedim sen dedin” olur.

Amacım bu yazı dizilerim boyunca çok çeşitli bilimsel deneyler, araştırmalar ve bulguları sizinle paylaşarak yeniden düşünmenize yardımcı olmak. Satın alma davranışlarımızın ne kadar kalıplaşmış olduğunu, satın alırken yaptığımız hatalardan nasıl kaçınacağımızı birlikte öğrenmek. Sizden ricam, tüketim ile ilgili konularda merak ettikleriniz varsa bana lütfen yazın. Yazın ki iyiye ve güzele birlikte ulaşalım.

musagungor@halic.edu.tr