Ana Sayfa Gündem Şiddet bütün olarak ele alınmalı ve temeline inilmeli!

Şiddet bütün olarak ele alınmalı ve temeline inilmeli!

503
Kadına Şiddet
Kadına şiddet arıyor

Danışanlarının %80’inin mutlaka fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kaldığını anlattıklarını belirten Cosmos Eğitim ve Danışmanlık firmasından Enerji Terapisti Zehra Köse, şiddetin bir şekilde bilinçaltında normalleştiğini ve yeni nesillere aktarıldığını söyledi. Her türlü şiddetin bütün olarak ele alınması gerektiğinin altını çizen Enerji Terapisti ve Yaşam Koçu Seçkin Zenginler de henüz çocukluk döneminde eğitimlerin artması ve uzmanlardan yardım talebinde bulunulması uyarısında bulundu.

Haber: Pınar Karahan

Kadına, hayvana şiddet her geçen gün artıyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) verilerine göre kadına şiddette birinciyiz. 2019 araştırmasına göre örgütün 36 üyesi arasında ömürlerinde en az bir kez eşinden fiziksel veya duygusal şiddet gören kadın oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 38 ile Türkiye.

Seçkin Zenginler – Zehra Köse

Cosmos Eğitim ve Danışmanlık firmasından Enerji Terapisti Zehra Köse, “Şiddet, bir kişinin veya bir grubun başka bir insan üzerinde güç ve kontrol kurma çabasıdır. Bu konuda çoğunlukla mağdur olan kadınlar olsa da küçük bir oranda şiddete maruz kalan erkekler de var” diyor. Bu güç ve kontrol kurma kurma dürtüsünün nereden geldiğine dair temel sebepleri şu şekilde sıralıyor:

  • Psikolojik nedenler
  • Kaliteli bir iletişimin kurulmaması
  • Maddi sorunlar
  • Eşler arasında sevgi ve saygının yetersiz olması
  • Töreler, gelenek-görenekler
  • Cinsiyet ayrımcılığı
  • Eğitim eksikliği
  • Kültür farklılıkları
  • Kötü alışkanlıklar ( sigara, alkol, madde bağımlılığı)
Danışanların %80’i şiddet görmüş!

Yaptıkları bireysel seanslarda danışanlarının yaklaşık %80’inin fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kalmış, çocukluk döneminde travma yaşamış, bu travmalarını günümüz ilişkilerine taşıyan kadınlardan oluştuğunu söyleyen Köse, “Bu kadınlar çocukluk dönemlerinde sevgi ve değer eksikliğinin yanında sözlü ya da fiziksel şiddet, taciz, tecavüz gibi travmalar yaşıyor ve bu olanlar çok sık tekrar edildiği için bilinçaltlarında giderek normalleşiyor. Büyüdüklerinde, kendileri de birer ebeveyn olduklarında da gördüğü şiddetten rahatsız olmuyorlar. Kabule geçiyor ve çoğu zaman geçmişte kendilerine bunu uygulayanlara ne kadar nefret ve öfke dolu olsalar da hiç farkına varmadan bir gün kendileri de -özellikle kendi çocuklarına karşı- şiddet uygulayan taraf olabiliyorlar. Çünkü bilinçaltı bu şekilde çalışıyor. Yaşanan her şeyi doğru ya da yanlış olarak değerlendirmeden kabul ettiği için -tıpkı alkol içen babanın bağımlılığının bir gün çocuğun bağımlılığı haline gelmesi gibi- şiddet de normal bir halmiş gibi çocuğun eğilimlerinden biri haline gelebiliyor” açıklamasını yaptı.     

Ebeveynler örnek alınıyor!

Kadınlara, erkeklere, çocuklara, hayvanlara ve doğaya uygulanan şiddetin bir bütün olduğunu ifade eden Enerji Terapisti ve Yaşam Koçu Seçkin Zenginler de “Her bireyin doğup büyüdüğü aile tarafından şiddete uğrayıp uğramaması ile merhamet, sevgi, paylaşımcılık, iyilik ve diğer birçok yapıcı manevi duygunun çocuklara fark ettirilip geliştirilmemesi ile doğru orantılı. Şiddet, çocuklukta bilinçaltımızın öğrendiği bir gerçeklik. Bu gerçeklik doğrultusunda toplumumuzda aile içi şiddetten en fazla etkilenen erkek çocuklar oluyor. Şiddeti gören ya da maruz kalan erkek çocuk, babasının aile içindeki bu şiddet dolu hareketlerini örnek alıp ileriki dönemlerinde bunu kendi ailesine ve çevresine uygulama eğiliminde oluyor. Bu kişiler sadece eşlerine şiddet uygulamıyor. Çocuklarına, iş arkadaşlarına, çalışanlarına, doğaya, hayvanlara da fiziksel ya da psikolojik şiddet uyguluyorlar ve bunları çok normal bir şeymiş gibi yapıyorlar. Dolayısı ile şiddetin kadına, erkeğe, çocuğa, doğaya, çevreye ya da hayvanlara diye bir ayrımı olamaz. Şiddet şiddettir! İster fiziki ister psikolojik olsun şiddet bir bütündür” dedi.  

Eğitimler artırılmalı

Bu bilgiler ışığında konunun temelden yani ailede çözülmesi gerektiğini belirten Zenginler, neler yapılabilir konusunda önerilerini şöyle sıralıyor:

  • Çocukların ilk öğretmenlerinin anneleri olduğu yaklaşımı ile en ücra köşelerdeki kız çocukları, anne ve kadınlara yönelik eğitim ve bilinçlendirme programlarının yaygınlaştırılması gerekiyor.
  • Eğitim sisteminde kadın, aile, iletişim, şiddet ve ahlak bilgisi dersleri artırılmalı.
  • Aile içinde bireyler arasındaki iletişim eksikleri giderilmeli.
  • Anne ve babalara yönelik, çocuklarının bir gün birer birey ve ebeveyn olacakları gözönünde bulundurularak bilinçaltı, bilinç oluşumlarına yönelik eğitim ve destek verilmeli.
  • Şiddete maruz kalmış çocukların şiddet ve travma kayıtları ile ilgili bir uzmandan destek alınarak bilinçaltı çalışmaları yapılmalı ve bu kayıtlar iyileştirilmeli.
  • Ailede kötü alışkanlıklar var ve şiddet genellikle bu sebeple meydana geliyor ise bunu engellemek için gerekli kurum ve kuruluşlardan yardım ve destek alınmalı.