Ana Sayfa Kitap Yama artarsa, refah düşer!

Yama artarsa, refah düşer!

1691
cesur yeni dünya

Bir dünya düşünün ki herkes mutlu, istediği her şeye ulaşabiliyor ve en güzeli kimse hastalanmıyor yani corona, karantina hiçbir şey yok. Yine o dünyada herkes güvende, refah içinde yaşıyor ve kimse ölümden korkmuyor. Bu nasıl bir dünya derseniz bu Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”sı. Bu yazımda sizlere cesur yeni dünyadan bahsetmek istiyorum.

“Toplu sex poplu sex”

Huxley 1984- 1963 yıllarında yaşamış İngiliz bilim kurgu yazarı. Birçok meslektaşı tarafından fazla zeki olduğu söylenmiş. 1932 yılında yazdığı Cesur Yeni Dünya kitabı bir çok yazarı etkilemiş. Huxley’in cesur yeni dünyası hepimizin bildiği George Orwell’ın “1984” isimli kitabına esin kaynağı olmuş. Huxley’in bu kitabında kurguladığı dünyayı üç sloganla özetlemek mümkün. Bunlardan birincisi “toplu sex poplu sex” sloganı. Huxley, bu sloganı cinselliğin duygusal yönünün boşaltılarak, bedensel bir alışkanlığa dönüştürülmesini eleştirmek için kullanmış. Cesur yeni dünyada cinsellik bir tabu değil, bedensel bir alışkanlık. Bir diğer slogan “optimum toplum”. Cesur yeni dünyada üreme olmadığı için insanlar yapay kavanozda üretiliyor. Böylelikle daha doğmadan fiziksel ve zihinsel beceriler belirleniyor. Yapılacak bütün işlere uygun insanlar üretiliyor ve herkes yaptığı işi sevmek için şartlandırıldığından, herkesin mutlu olduğu bir dünya oluyor.

“Atıp kurtulmak onarmaktan iyidir”

Kitapta anlatılan dünyanın belki de en çarpıcı yanı ise tüketim. Kitapta yaratılan tüketim toplumu şu sloganla anlatılıyor: “Atıp kurtulmak onarmaktan iyidir. Yama artarsa refah düşer, yama artarsa….” 1932 yılında bilim kurgu kitabında yazılan bu slogan 2021 yılında toplumumuzun acı bir gerçeği. Satın aldığımız eşyaları tamir ettirmek bizim için iyi olabilir ancak toplumun geneli için iyi olduğu söylenemez. Buna ekonomide tasarruf paradoksu denir. Kişi için tasarruf yapmak iyidir ancak herkes tasarruf yaparsa büyüme durur ve milli gelir azalır. Peki bizim için iyi olan bir şey toplum için neden iyi olmuyor? Bunu bir örnekle açıklayalım; ayakkabı fabrikasında çalışan işçi aldığı maaşıyla kirasını öder, marketten erzak ya da kırtasiyeden çocuğuna kırtasiye malzemesi alır. Yani ev sahibi kazanır, market kazanır, kasap kazanır, kırtasiyeci kazanır… Peki şimdi biz satın aldığımız ayakkabıyı 7 yıl kullanırsak ne olur ya da o ayakkabıyı atıp yenisini almak yerine tamir ettirsek? Ben size söyleyeyim; ayakkabı fabrikası yoğun rekabetin olduğu ortamda satış yapamadığı için belli bir süre sonra kapanır. Fabrikada çalışan işçiler işsiz kaldığı için herhangi bir geliri olmadığı için harcama yapamaz yani bundan ev sahibi, bakkal, kasap, kırtasiyeci hepsi etkilenir. Bunu ayakkabı değil de satın aldığımız bütün ürünler nezdinde düşünürsek “yama”nın refahı düşürdüğü acı gerçeğiyle karşılaşırız.

Cesur dünyada yaşıyoruz!

Çevremizde ayakkabı, saat ya da elektronik eşya tamir eden dükkanların ve bu işlerle uğraşan kişilerin sayısı ciddi oranda azaldı. Yaratılan tüketim toplumunda tamire veya yamaya yer verilmedi. Burada yer verilmedi derken kapitalist düzen cebren tamir dükkanlarını kapattığı için biz tüketime yönelmedik. Biz tüketime yöneldiğimiz için o tamir dükkanları kapandı. Bireylerin tüketime yönelmesi bir sonuç değil bir sebeptir. Tüketim toplumunu freni boşalmış bir kamyona benzetebiliriz. Bu durum yavaş yavaş tüketmeyenin var olamayacağı bir düzene doğru eğriliyor. Pandemi sürecinde karantina sebebiyle tüketim birazcık durduğunda neler olduğunu hepimiz görüyoruz.

Sonuç olarak, 1932 yılında bilim kurgu olarak yazılan “Cesur Yeni Dünya”yı bugün bizzat yaşıyoruz. 1932 şartlarında bu dünya “cesur” olabilir ancak bugün bu dünya gayet sıradan, mutat ve olağan…