Ana Sayfa Ekonomi Yaşamak değil, bizi bu FOMO öldürecek!

Yaşamak değil, bizi bu FOMO öldürecek!

2344
kaçırma korkusu

Sevgili Okur,

Ya bu yazıyı okurken Whatsapp grubundaki dedikoduyu ya da Instagram’da çok sevdiğin kişinin canlı yayınını kaçırırsan? Veya takip ettiğin TV dizisinde ilgini çeken gelişmeler olursa? Fırsatları kaçıracağım diye yaşadığımız korku… Yani kısaca; FOMO (Fear Of Missing Out). Bugün sizinle bu konuda birkaç bir şey paylaşmak istiyorum.

Gündelik hayatımızda sık sık tercih yapmak zorunda kalıyoruz. Yemekte ne yiyeceğimizden tutun da hangi filmi izleyeceğimize kadar karşılaştığımız seçenekler arasında bir karar vermemiz gerekiyor. Çünkü zamanımız ve enerjimiz sınırlı. Aynı anda hem tiyatro seyrederken hem de tuttuğumuz takımın maçını izlemek için stadyumda olmak istiyoruz. Tiyatro salonundaysak stadyumda olanları kaçırdığımız için korku ve panik yaşayabiliyoruz. Arkadaşlarımızla dışarı çıkmak yerine ders çalışmayı seçtiğimizde ‘Acaba onlarla dışarı çıksa mıydım?’ diye odaklanamıyoruz.

Gençlerin %70’i FOMO tüketici

Bu hissettiğimiz, önceden beri var olan bir durumdu ancak dijital dünyanın gelişmesi ve sosyal medya araçlarının çeşitlenmesiyle daha da belirgin olmaya başladı. Özellikle paylaşım kültürüyle dışarıda neler olup bittiğinden haberdar olmamız bu korkuyu tetiklemeye başladı. Birileri Bitcoin’den paralarını ikiye katlarken bizim öylece durmamız buna örnektir. Aynı anda bütün yatırımlarda olmak istiyoruz ve birileri bunları kazandığını paylaştığı zaman biz kaçırdığımız fırsatın pişmanlığını yaşıyoruz.

FOMO’nun davranışlarımıza etkisi yıllardan beri bilinmesine rağmen ilk olarak J. Walter tarafından hazırlanan bir rapor (J.Walter Thompson Intelligence JWT-2012) ve pazarlama literatüründe Dan Herman (2012) çalışması ile hayatımıza girdi. Kavramın pazarlamada kullanılmasıyla birlikte markalar bu korkuya yönelik stratejiler geliştirmeye başladı. Yine aynı JWT raporuna göre gençlerin %70’i FOMO tüketici olduğunu söyledi. Markalar da müşterilerin bir şeyler kaçırdıkları korkusunu tetikleyerek ürün ya da hizmet satmaya çalışmaya başladı. Özellikle giyim markaları bunu pazarlama stratejisi olarak kullandı. Birçok giyim markası koleksiyonlarını iki haftada bir yeniler. Bunun amacı mağazada görüp çok beğendiğiniz gömleği bir sonraki hafta göremeyeceğiniz düşüncesini zihnimize yerleştirmektir. Hatta markalar bu algıyı yıkmamak için stokları tükenmeyen ürünlerini bile reyonlardan çekerler. Bu da bizi ihtiyaç hissedildiği için değil haz almak için yapılan ve hedonik (hazcı) tüketim olarak isimlendirilen tüketim tarzına iter. Yine aynı şekilde sınırlı sayıda üretilen ürünler ve indirimden yararlanmak için “Son 3 gün”, “Son 2 gün” gibi söylemler tüketicinin hedonik tüketime itilmesine sebep olur.

Korku, panik ve telaş…

Sonuç olarak teknolojinin ve dijital dünyanın gelişmesi birçok açıdan hayat konforumuzu arttırsa da bazı olumsuzlukları da beraberinde getiriyor. FOMO (Fırsatları kaçırma korkusu) günümüzde belirgin olarak yaşadığımız korkulardan bir tanesi. Fırsatı kaçırmak istemiyoruz, aynı anda birden fazla yerde olmak istiyoruz, diğer tarafta neler olduğunu merak ediyoruz. Bu; bizde korku, panik ve telaşa yol açıyor. En nihayetinde bulunduğumuz yerden de verim alamıyoruz, mutlu olamıyoruz. İnsan olarak kaynakları kısıtlı bir varlığız; zamanımız ve enerjimizin sınırlı olduğunu biliyoruz. Bunun farkında olarak yaşamalı, zamanımızı bizi daha çok mutlu edecek faaliyetleri seçerek kullanmalı, modern hayatın bizi sürüklediği bu telaşa kapılmamalıyız.

Çünkü şairin dediği gibi;

“Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek”

İletişim: musagungor@halic.edu.tr